Aksekim.Net

Akseki

 AKSEKİ

Tarihi Etiler'e kadar uzanan, Helenistik ve Roma çağlarında yaşantısını Side ve Alanya ile aynı paralelde sürdüren Akseki'nin eski adı Marulya'dır.

Akseki ve yöresinde ilk çağdan kalma burçlar, köprü ayakları ve antik şehir kalıntıları vardır. Yöre değişik milletler tarafında hep ele geçirilmek istenmiştir. Akseki'nin cazibe merkezi olmasının sebebi, büyük ve kerestesi değerli ormanlık alanlarının bulunmasıdır. Milat öncesi 395 senesine kadar Roma İmparatorluğu'nun elinde kalmıştır. Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasında sonra gerek Mısırlılar, gerekse Kıbrıslılar tarafından alınmak istenmiştir. Bundan sonra Akseki, milat öncesi 323-312 seneleri arasında Pers hakimiyeti altında kalıp, 329 senesinde Makedonyalıların eline geçmiştir. 13'üncü yüzyılın ilk yarısında Selçuklu hakimiyeti başlamıştır. Daha sonra Osmanlılar ile Karamanoğulları arasında birkaç defa el değiştirmiştir. 1471 senesinde Gedik Mehmet Paşa tarafından, Alanya ile birlikte Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Şemseddin Sami Kamusü'l Alam isimli eserinde Akseki'yi Konya Vilayeti'nin Teke Sancağı'na bağlı bir kaza olarak tanımlar. Akseki'de eğitime Selçuklu ve Osmanlılar zamanında önem verilmiş ve birçok medrese yapılmıştır. El yazması çok kıymetli eserlerin bulunduğu Yeğen Mehmet Paşa Kütüphanesi 1782 yılında kurulmuş tarihi bir kütüphanedir.

Eski adı MARLA (MARULYA) olan Akseki ilçesi 1286 yılında Toroslar üzerinde kurulmuştur. Daha sonra Selçuklu ve Osmanlı yönetimine geçen ilçede Roma İmparatorluğu dönemlerinden bu yana toplumların yaşadığı bilinmektedir. 1872'de Alanya'dan ayrılan Akseki, 1901 yılında Antalya-Konya Eyaleti dahilinde bağımsız bir sancak olmuştur. Bu arada Akseki ilçesinin sınırları daraltılmış, bazı köyler Seydişehir ilçesine bırakılmıştır. İbradı önceleri bir kasabayken, 1991 yılında ilçe yapılarak Akseki'den ayrılmıştır.

Kardelen çiçeğinin ana yurdu olan Akseki, Antalya iline bağlı Batı Torosların güneyinde kurulmuş bir ilçedir. Doğusunda Gündoğmuş, Bozkır, batısında Manavgat, İbradı, kuzeyinde Beyşehir, Seydişehir, güneyinde Manavgat ve Gündoğmuş ilçeleri yer alır. Yüzölçümü 2390 kilometre kare, rakımı 1500 metredir. İlçenin coğrafi yapısı Manavgat ırmağının oluşturduğu büyük bir vadi ile engebeli ve dağlık bir görünüme sahiptir. Bucakalan Mağarası, Geyran Yaylası, Göktepe Yaylası, Çimi Yaylası, ırmak vadisi ilçenin diğer çekiciliği olan yerlerdir. Akseki'de karasal iklim görülür. Ortalama sıcaklık 13,1 derece olup en yüksek sıcaklık 36,7 derecedir. Akseki'de kışın sıcaklık -14 dereceye kadar düşebilmektedir.

Akseki’nin tarihi çok eskilere dayanır. Eski isimleri olan Marla, Marala, Marulya’dan sonra son olarak Akseki ismini almıştır. İlk isimlerin nereden geldiğine dair kesin bir bilgi olmamakla birlikte iki tane söylenti vardır.
Bunlardan birincisi söyledir: Roma hakimiyetinin Akseki’yi de içerisine aldığı düşünüldüğünde Romalılarda bir unvan ismi olan Mare kelimesiyle Marulye, Marala ve Marla isimleri arasında bir bağlantı kurulabilir.
İkinci söylenti ise şudur: Osmanlı imparatorluğu zamanında Marulya küçük bir yerdi. Bucakkışla yakınında pazar kurulan yere Akseki pazarı denildiğinden burası da aynı adla anılmaktadır.

Akseki isminin kökenine gelince. Fatih Sultan Mehmet zamanında Fatih semtinde Akseki Kemalettin adında bir alim otururmuş. Padişah bu alimin yakınlarını o zaman nüfusu az olan Marla’ya göndermiş ve bu alimin ismine dayanılarak bu bölgeye Akseki ismi verilmiştir. Akseki ismi ile ilgili bir başka söylenti ise şudur: Akseki Asar dağının yamaçlarına kurulmuştur. Yamaçlara ev yapabilmek için dağ sekili hale getirilmiştir. Dağı oluşturan kayalar da beyaz renkli olduğundan beyaz sekiler halinde bir görüntü oluşmuş ve buna dayanarak Akseki ismi verilmiştir.

İLK ÇAĞLARDA AKSEKİ
Akseki’nin mevcut kalıntılarının araştırılmamış olması, bilgilerimizin eksik olmasına sebep olmaktadır. Tek bildiğimiz şey zamanla PİSİDYA sınırlarının uzandığı doğuda KİLİKYA, güney ve güney batıdan PAMFİLYA sınırlarının birbirine yaklaştığı üçgenin öteden beri bir yerleşim yeri olduğudur.

Zamanla Akseki ilçesi ANTİK MELAS ırmağının kaynağına yakın olan dağlık bölgede kurulmuştur. Bölgede  ETENNA (İvgal, Sinanhoca), GOTENNA (Gödene), ERİNNA (Ormana) adında üç önemli şehir merkezi kurulmuştur. Bu şehir devletleri hakkında bildiklerimiz isimlerinden daha fazla değildir.

Akseki dolaylarında bulunan SELGE ile birlikte ERİNNA-GOTENNA-ETENNA adlı şehir devletlerinin Makedonya idaresi altına girdiği, bu istiladan sonra M.S. 312-323 arasında 11 yıl kadar İran idaresi altında kaldığı bilinmektedir.
Romalılar devrinde Akseki yöresi bitki örtüsü bakımından çok büyük bir orman denizi gibiydi. Romalılar bu bölgeyi MARK ANTUAN hediyesi olarak KLEOPATRA’ ya vermişler ve bu dönemde ormanın büyük bir kısmı kesime uğrayarak azalmıştır.

Roma'nın yıkılmasından sonra göçler başlar. Bu göçlere Türkmenler de katılır ve  mevcut ekonomik faaliyet olan tarımcılık ve hayvancılığa dönerler. Yöredeki bu göçler, kaymalar ve kaynaşmalar Bizans, Selçuk, Karaman ve Osmanlı egemenlikleri zamanında da devam eder. Selçuklu ve Osmanlıların GEBR dedikleri Hıristiyan azınlığın çoğu Müslüman olur. Müslüman olmayanlar ise sahillere doğru göç eder.


AKSEKİ YÖRESİNDE HALK HAREKETLERİ  
Yörükler
Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu’nun kapıları Türklere açılmıştır. Batıya göçen Türkmenlerin bir kısmı Celalettin Harzemşah ile birlikte Akseki yöresine gelmişlerdir. Tekçeler, Sarılar ve İlbeyler bunlardan bazılarıdır. Günümüzde halen bunlar Manavgat yöresinde yaşamaktadır.
Tahtacılar
Akseki yöresinde tahtacıların sürekli bulundukları bir yerleşim yeri yoktur. Bunlar ormanlık bölgelerde konaklar ve göçerler. Bu konaklama ve göçme sırasında çevre halk ile kaynaşabilirler. Bazı köylerde eskiden yerleşip kalmış olan tahtacılar bulunmaktadır. Genellikle Alanya, Manavgat ve Serik yöresinde yerleşik yaşamları vardır. İş sahası olarak Akseki’nin ormanlık bölgelerini seçmişlerdir.

COĞRAFYA-İKLİM-ULAŞIM
Aksekimiz yurdumuzun güneyinde, Akdeniz Bölgesi'nin batı bölümünde, Alanya-Konya tarihi ipek yolu üzerinde, Torosların denize yakın kesimine kurulmuştur. 41 köy ve 6 ilçeden oluşmuştur. Antalya iline bağlı, yüzölçümü bakımından geniş, nüfus yönünden seyrek, Alanya’dan sonra en eski ilçesidir. Yüzölçümü 2500 km2 olup, nüfusu 52 binin üzerindedir.
Akseki ilçesi zamanla Gündoğmuş ve İbradı köylerini ilçe yaparak kendisinden ayırmıştır. İlçede 1879 yılından bu yana belediye hizmeti verilmektedir.
Akseki’nin doğusunda Bozkır, kuzeyinde Seydişehir ve Beyşehir, güneyinde Gündoğmuş ve batısında Manavgat ve İbradı ile komşudur. Göller bölgesinin Beyşehir ile Suğla göllerinden sonra, ormanlık bölgenin sınırları ile dağlık bir bölgede kurulmuştur.
________________________________________
Antalya'ya 130 km uzaklıkta, Toros Dağları ile çevrili bir ilçedir. Rakımı 1000 metrenin üzerindedir. 2537 kilometre karelik bir alana yayılmış olan Akseki'nin merkez nüfusu 12 bin civarındadır. Bu sayı köylerle beraber 42 bine ulaşır. 52 tane köyü bulunan Akseki'de nüfus yoğunluğu kilometrekarede 10 kişidir. Akseki'nin başlıca bitki örtüsü makiler ve çam ağaçlarıdır. Ancak Akseki'nin yüksek platolarında bunlara da rastlanmaz; sadece küçük yapılı otlar ve dikenler bulunur. Akseki'nin Güzelsu köyünde dünyada koruma altında alınmış ve Akseki'nin tarihinde birçok uygarlığı bu yöreye çekmiş olan sedir (katran) ağaçları bulunur. Bu ağaçların bazıları devasa boyutlara ulaşır ve yaşları 500 senenin üzerinde olanları vardır.
________________________________________
ARAZİ YAPISI
Tamamen Manavgat Çayı havzasına giren Akseki bölgesi çok engebeli ve dağlık bir arazi yapısına sahiptir. Kayda değer bir ovası yoktur. Arazi yapısı birbirinden farklı üç kısma ayrılır.
1-Dağ köyleri
2-Tımar içi köyleri
3-Gembos-Eynif çukurluğu
Ayrıca Akseki’nin kuzey köylerinde değişik arazi yapıları bulunmaktadır.
________________________________________
SU  KAYNAKLARI
Yörede toprak azlığının yanı sıra en önemli sorun suyun az olmasıdır. Krater yapı yağmur ve kar suyunu olduğu gibi içine çeker. Manavgat Vadisi yakınından başlayan Alaca bölümü ile Yıldız Dağları arasındaki kesimde hiçbir  su kaynağına rastlanamamaktadır. Bunun nedeni kraterin çok kalın olması yüzünden suyun çok derinde olmasıdır.
Bölgenin en güçlü suyu Manavgat Irmağı kenarlarından kuvvetli pınarlar halinde açığa çıkar. Kuzeyden güneye doğru Değirmenlik’te Değirmenlik Pınarı, Süleymaniye sınırları içerisinde Herse Suyu, Kuyucak’ta Düdenbaşı Pınarı, Gümüşdamla’da  Alihoca Pınarı, Gödene kıyısında Yedipınar Suyu, Tepedağı’nın dibinde Olukçanağı Pınarı, Sinanhoca üstünde Kozovası Pınarı, Çamdağ dibinde Sirek Pınarı ve Kısar’da Delikağzı Düdeni su kaynaklarının başlıcalarıdır.
________________________________________
İKLİM
Denize dik inen Manavgat Irmağı ve yanlardan deniz etkileri, bölgenin bölmeli ve çöküntülü durumundan da yararlanarak iç kesimlere kadar sokulur. Denizden kuş uçumu 50-60 km  uzakta bulunan Üzümdere altlarına kadar zeytin de dahil birkaç Akdeniz fundası sokulur. 1050 rakımına rağmen Akseki’nin altına kadar nar, incir, çitlembik 1200 rakımına kadar yükselerek meyve verir. Bu uç ile Manavgat çayı vadisi arasında Murtiçi’ne doğru olan aşağıdaki köylerde Akdeniz fundası kendisini gösterir.
Bölgede kış sert geçer. Fakat bu sertlik kar yağışı çok olsa bile güneye  doğru etkisini kaybeder. Bunun yanı sıra  buralarda yaz daha sıcak geçer. Bazen kuraklık bile görülür. Son yıllarda yazları yağış oranı epeyce düşmüştür. Akseki’nin merkezinde yazları sıcaklık 20-35 derece, ilkbaharda ise 15-20 derece arasında olur.
________________________________________
ULAŞIM
Bağlı bulunduğu Antalya’ya 155 km uzaklıktadır. Antalya-Akseki-Seydişehir-Konya karayolu İç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan en kısa yoldur. Ayrıca Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılmış olan ve eskiden İç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan tek yol olan Antalya-Akseki-Beyşehir-Konya karayolu da günümüzde hizmet vermeye devam etmektedir. Akseki ile Konya arası 160 km uzaklıktadır. Batı Torosların 1050 rakımındaki Akseki, Antalya-Mersin karayolunun 88'inci kilometresinden devreye ayrılan Antalya-Konya karayolunun 67'inci kilometresindedir.
Ayrıca Süleymaniye-Seydişehir, Alacabel-Bozkır ve Akseki-İbradı karayolları çevre ilçelerle ulaşımı sağlamaktadır.
İlçenin tüm kasaba ve köyleri ile ulaşımı asfalt yollarla sağlanmaktadır.

AKSEKİ ORMANLARI
Akseki çevresinde bulunan ormanlık alanlar, dünyanın korunmada öncelikli ekolojik bölgelerinden (Küresel 200 Eko-Bölge) biri olan Akdeniz ormanlarına dahildir. Bölge genel olarak, Akseki ve İbradı havzaları olmak üzere iki ana bölüme ayrılır. Akseki havzasında Ürküten Dağı, Şerif Dağı, Esereyrek Dağı ve Gidengelmez Dağları yer alırken, İbradı havzası da Üzümdere'nin kuzey batısından Kıraç Dağı, Lök Dağı, Pınarcık Dağı'na uzanır. Bu dağlar İbradı'nın güney batısında da sürer. Bölge yüzyıllardır yüksek karstik duvarların ve derin vadilerin ardında gözden uzak kalmış ormanlarıyla, hem eteklerinde onlarca soğanlı bitki türünü barındırır, hem de yaban hayvanları için sessiz bir yaşam ortamı sağlar.

Ormanlar
Akseki ormanları biyolojik çeşitlilik değerlendirmelerinde kullanılan olgunluk, bütünlük gibi kriterler göz önüne alındığında oldukça yüksek bir değere sahiptir. Yağış miktarının fazlalığı da bölgenin ağaç türleri açısından çok çeşitli olmasına yol açmıştır. İğne yapraklılardan, kokar ardıç (juniperus foetidissima), boylu ardıç (juniperus excelsa), andız (juniperus drupaceae), katran ardıcı (juniperus oxycedrus), Toros sediri (cedrus libani), Toros göknarı (abies cilicica subsp. isaurica), Anadolu karaçamı (pinus nigra subsp. pallasiana), kızılçam (pinus brutia); geniş yapraklılardan, kayacık (ostyra carpinifolia), Fransız akçaağacı (acer monspessulanum), çınar yapraklı akçaağaç (acer platanoides), Türk meşesi (quercus cerris), Lübnan meşesi (quercus libani), saplı meşe (quercus robur), küçük yapraklı karaağaç (ulmus minor), sivri meyveli dişbudak (fraxinus ornus), titrek kavak (populus tremula) bölgede yaygın olarak görülen türlerdir.

Share Button