ANKARA’DA HAİNCE SABOTAJ

10.10.2015 Cumartesi günü Ankara’da, Tren Garı önünde bombalar patladı. Bu patlama nedeni ile 102 kişi hayatını kaybetti.

Bütün ülke, bu patlamalar ile sarsıldı. Herkes birbirine” hangi hain bu hainliği yapabilir?” Diye sormaktadır.

 Mahir Kaynak - ” Biz istihbaratcılar bir eylemden sonra, bunu kimin yaptığına bakmayız. Kimin işine yaradığına bakarız. Kimin işine yaradığından hareket ederseniz, kimin yaptığını bulursunuz. “

Bu bağlamda Ankara’daki sabotajı ele aldığımızda, bu sabotaj şu an Suriye’de bulunan, bütün yabancı güçlerin işine yaramıştır. Bu sabotajlar sonrası, ülkemizde emniyet ve istihbarat zafiyeti ortaya çıkmıştır.

İngiltere’de ülke güvenliğini sağlamak için, ülke aleyhine   yapılan çalışmaların  % 70 ini istihbarat çalışması ile tesbit ederek, etkisiz hale getirmektedir.   % 20 sini tesbit edip, buna teşebbüs edenlerle temasa geçerek, yaptıkları işin yanlışlığını anlatarak kendi safına çekmekte, kendi amacı için kullanmaktadır.    % 10 unu tesbit edemeyip, aleyhine sonuçlanmaktadır.

Görünen odurki, biz ülke güvenliğini sağlama açısından İngiltere gibi başarılı olamadık.

Emniyet Genel Müdürlüğünde, Asayiş Daire başkanlığı yapmış arkadaşım  bir hatırasını anlatmıştı. – “ Em. Gen. Müd. Yardımcısı ile Scotland’ın davetlisi olarak Londra’ya gitmiştik. Hava alanına inince,  pasaport kontrola  girdik. Pasaportumuz’dan bizim emniyetci olduğumuzu anlayınca,  bizi bir odaya aldılar. Sorgulamaya başladılar. İngiltere ye niye geldiniz? Ne yapacaksınız? Birinimi kaldıracaksınız? Biz ise Scotland’ın davatlisi olduğumuzu söyleyince, böyle bir durum olsaydı bize haber verirler, sizi karşılamaya gelirlerdi. İkiside olmadığına göre siz niye burdasınız? Diye sorgulamaya dört saat devam ettiler. En sonunda bizim talebimiz ile Scotlant’tan bir yetkili geldi’de bizi sorgulamadan çıkardı. Adamlar ülkesine gelen herkesi adım adım takip ederken, bizim ülkemizde ajanlar ellerini kollarını sallayarak geziyorlar. Başka istihbaratlar bize haber verirse, bizdeki  hücre evlerinden haberimiz oluyor her halde.

Yakın Çağ Tarihçisi bir arkadaşım bana –“ 1.Cihan harbi sonlarında, Yunanlıları Anadolu’ya girmeye  kim teşvik etti? “ diye sorduğunda ben cevaben “ İngiltere” dedim. Arkadaşım “ Hayır Yunanlıları Anadolu’yu işgale Almanya teşvik etmiştir. Size gerekli maddi ve silah desteği vereceğiz diye, Yunanlıları Anadolu’ya girmeye teşvik etmişler, Yunanlılar İstiklal savaşı ile Anadolu’dan büyük zayiat vererek kovulunca, Almanya’nın kapısını çalıp, zararlarının karşılanmasını talep ettiler. Almanya vadettiği yardımı yapmadı.” Diye cevap verdi.

Bir zamanlar müddefikimiz olan Almanya, PKK’ya  yıllardır her türlü desteği vermektedir. Türkiye’yi dinleme işlemini’de kesintisiz  olarak, yıllar boyu devam etmiştir. Gelişmiş ülkeler bizim ülkemizi dinleyip, takip ediyor. Onların basınında bu durum açıklandığında, biz dinlendiğimizin farkına varıyoruz. Buradan, başka ülkelerce rahatlıkla dinlenebilen bir ülke olmamız zafiyeti’de ortaya çıkmaktadır.

Ülkede yabancı ülke ajanları cirit atsın, bunlara göz yumulsun, bunların kurduklara oyunlar bozulmasın, sonrada güvenlikten bahsedilsin. Bu mümkün olur mu?

Çözüm süreci denilen devrede, hayal dünyasında yaşadık. Dış dünya ya şirin görünmeye çalıştık, kendimizi aldattık. İçinde bulunduğumuz zaman diliminde, PKK ajandasını elinde bulunduranlar, yöre halkını yanlarına aldı! Haklı olduklarına onları baskı ve zorlama ile inandırdı.

Ankara'daki sabotajdan 9 saat önce, HDP başkan danışmanı tarafından  başkanı sabotaj konusunda uyarılıyor. Bizim emniyetimize böyle bir uyarı gelip gelmediğini bilmiyoruz. Şayet gelmişse, gerekli önlem alınmıyor.   Millet olarak bu kaosu hep birlikte yaşıyor, teröristlerle pazarlık yapar hale geliyoruz.

Sayın Abdullah Gül’ün   HDP ye taziye ye gitmesi ayrı bir gaf durumudur. Böyle bir ortamda, taziye’ye gidilecek yer devlettir. Her gün PKK lılarca kan akıtılırken, onların temsilcilerine taziye ye gitmek ne manaya gelmektedir?

Ülkemizde akan insanımızın kanı sona ermeyecek mi?  Bu kanı akıtan güçlerin üzerine gidelim. Anlayacakları dilden bunun hesabını soralım. Piyonlarla değil, arkalarında bulunan güçleri hedef alalım. Birazda biz İngiltere  gibi olalım.

Mustafa Yolcu

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Top