Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle     f    Forum     t    Rehber     t    Fotoğraf Galerisi         Arşiv
 
JEOLOJİK YAPI - AKSEKİ POLYESİ - AKSEKİ
   
 AKSEKİ POLYESİ

 Yazı Boyutu

 Tarih : 02.11.2008 - 00:14:42


Akseki ovası, Alanya şehrinin kuzeyinde, Toros sıradanlarının en yüksek kesimlerinde büyük bir dağarası hav­zasıdır. Bu, biçim özelliklerine göre bir polyedir.

 


Toroslar'ın karstik bölgelerindeki dağarası ovalarının oluşumu ve gelişimi
Polje  of Akseki, The formation and the development ofthe intramontane plains in the karstic areas in the Taurus
NURÎ GÜLDALI      Maden   Tetkik  ve Arama Enstitüsü,  Ankara
Akseki ovası, Alanya şehrinin kuzeyinde, Toros sıradanlarının en yüksek kesimlerinde büyük bir dağarası hav­zasıdır. Bu, biçim özelliklerine göre bir polyedir. Akseki polyesinin jeomorfolojisi, en yakın çevresinin jeolojik yapısı ile ilgisi gözönüne alındığında, Orta ve Batı Toroslar'da .bulunan çok sayıda ve çok değişik büyüklükte olan dağarası ova­lan ile yakın benzerliklere sahip olduğu görülür. Polye havzası yarı yarıya karstlaşabilir, Mesozoyik yaşlı 'arı kireçtaşları ve hiçbir karstla.Şnıa özelliği olmayan Paleo-Eosen yaşlı fılg tarafından çevrilir. Polyenin tabanı ince bir Aluviyal örtü ile kaplıdır. Polye düzlüğünün büyük bir kesiminde, filisin marn ve kumtaşı katmanlarının aşandmlmıg başlan, in­ce toprak örtüsünden dışarı bakar; çok küçük bir alanda ise, çoğunlukla kenar kesimlerinde kireçtaşından oluşan karstlaşmış ada tepeler (hum) görülür. Polye havzasının çok küçük bir kesimi yerüstünden akaçlandıgı halde, geri kalan ke­simi, çoğunlukla polyenin güney ve batı kenarı boyunca sıralanan düdenler tarafından yeraltına akaçlânır. Düdenlerin yeraldığı kesimlerde, polyeyi çevreleyen kireçtaşından oluşmuş dağların etekleri dik bir biçimde yükselir. Buralarda kireçtaşlarının kimyasal erimelere uğradığı ve günümüzde de uğramakta olduğu ilgi çeker. Yapılan araştırmalarda, Ak­seki polyesinin oluşum ve gelişiminde, tektonik devinimler ile karstik erimelerin az, akarsuların mekanik aşındırma ve taşınmalarının  ise büyük rol oynadığı  sonucuna varılmıştır.
Toros kıvrımdağlarınm kireçtaşı yapılı kesimlerinde sık sık, çok girintili çıkıntılı sınırlar içinde, çoğunlukla kapalı, kısmen açık havzalara rastlanır. Yeğin karstlaşmış, çoğun­lukla çıplak ve sarp kireçtaşı dağlar arasında sıkışmış gibi görünen bu düzlükler, verimli alüviyal topraklarla örtülü­dür. Bazan bu düzlüklerin en çukur kesimleri gelip geçici göl­ler tarafından kaplanır. Yöre dağlarının çok sarp ve kurak oluşu, yerleşme yerlerinin bu verimli dağarası düzlüklerin­de toplanmasına neden olmuştur. Birkaç km» den birkaç yüz km2 genişliğe erişebilen bu düzlükler, Toroslar'm kireçtaşı yapılı kesimlerinde çok sayıda .bulunmaktadır. En büyükleri arasında Kestel ovası (128 km?), Bozova (114 km2), Elmalı ovası (200 kms), Muğla, ovası, Kembos ovası ve Eynif ovası sayılabilir. Bölge halkı bu tür dağarası havzaların büyük olanlarına "ova" dedikleri halde, küçük olanlarına çoğunluk­la "alan" "yayla", "çukur", "düz", ya da "düzü" eğer düz­lük gelip geçici göllerle kaplanıyorsa "göl yeri" demektedir. Küçük dağarası havzaları Toroslarda düzünelerce bulunmak­tadırlar.
Yukarıda kısaca belirtildiği gibi, çoğunlukla kapalı olan bu tür havzalar, karstlaşmış dağlık alanların özgül biçimle­ridir, ve ilim dilinde slavcadan gelme bir terim olan "polye" sözcüğü ile anlatılırlar. Yazının asıl konusunu oluşturan Ak­seki polyesinin biçim öğeleri, bulunduğu ortamın litolojik ve tektonik özellikleri ile ilişkileri gözönüne alındığında, Toros­lar'ın diğer polyeleriyle büyük benzerliklere sahip olduğu görülür. Bu .bakımdan, bu yazıda Akseki polyesinin oluşumu­nu ve gelişimini açıklamaya çalışmakla, Toroslar'da bulunan diğer polye düzlüklerinin oluşumlarının da kolayca anlaşıl­masına yardımcı olunacağı düşünülmüştür.
AKSEKİ POLYESİ
Konumu ve Jeolojik Tapısı
Akseki Polyesi, Orta Toroslar'ın batı kesiminde, Alan­ya ‘nın 60 km kuzeyinde yer alır. KB kenarında ku­rulmuş olan Akseki kasabasından ötürü düzlüğe Akseki ovası adı verilmiştir
Toros sıradağlarının bu kesimindeki uzantıları KB-GD dur. Akseki ovası da bu doğrultuya uygun olarak uzanmak­ta, kabaca dikdörtgen biçimindeki polyenin 5 km ye erişen uzun ekseni KB-GD doğrultusundadır. Ortalama 1030 m yüksekliğe erişen ova, daha sonra anlatılacağı gibi, iki büyük vadi dışında., dört tarafından 1300-1500 m yüksekliğindeki dağ,sıralarıyla,çevrilmiştir
Polye'nin kuzeyinde ve kuzeydoğusunda genellikle Alt Kretase ve Jura yaşlı kireçtaşlanndan oluşan Sakarkaya te­pe (1530 m) ve Ulukaya tepe (1493 m) yükselirler. Bu ke­nar boyunca çok belirgin olarak izlenebileceği gibi .bu for­masyonlar, daha genç olan Eosen ve Paleosen yaşlı katman­lar üzerinde eklenmiş olarak otururlar. Blumenthal (1949) bu ekayı, bu yörede bulunan diğer ekaylardan ayırmak için "Akseki Ekayı" adını vermiştir. Akseki Ekayı'nın altında bulunan filiş formasyonunun üst düzeyleri gevşek yapılı kil ve kum katmanlarından oluşmaktadır ve polyenin kuzey ke­narı boyunca birkaç yüz metre genişliğinde şerit biçimi uzan­maktadır. Bu düzeyin altına gelen ve sertçe katman başları ile ova tabanının büyük ,bir bölümünü engebeli duruma gelmektedir.
 Polye Tabani
Ortalama 1 km eninde ve 5 km uzunlugundaki polye düzlügünün  alani 5 km2 kadardir. Ova'nın merkezi ve kuzey-bati bolümu filiş sahadan taşınarak getirilmis, bulunan killi, kumlu topraklarla ortulüdür. Buna karşılık ovanin giüneydogu kesimleri ve Hüsamettin koyü yöresinde polye tabani, asınmaya karşi koyabilmi§ filiş katman başları ile az dalgalı bir durum gosterir. Ovanin aliivyonlarla kaplı olan Orta ve KB kesimlerinde de aliivyon ortiisünün altinda, fazla olmayan .bir derinlikte, aşinma ile duzleştirilmiş Eosen-Pa-leosen katmanlarmin uzandigini kanithyan pek 90k delil vardir. Bu delillerin en belirginleri, ova tabanimn aliivyonlar­la ortiilii kesimlerinde, §urada burada fili§ katmanlarmin ba§-lanmn goriinebilmesidir. Aynca Eosen filis. şeridinin, batidan gelerek, Akseki kasabasimn güney kenarında, ovanin aliivyonları altinda yitmesi ve polyenin kuzeydogu kenann­da, Dutluca köyü yoresinde yeniden meydanaçıkması, bu formasyonun, aliivyonlarin altinda da uzandigini gosterir. Boylece, Eosen-Paleosen filiş katmanlarının bazan açıkta, bazan da ince bir aliivyon ortiisu altinda, polye tabamnda genis, yerler kapladigi gorülmektedir  Yalnız polye tabanimn bazi kenar ve koşe kesimlerinde, aliivyon örtüsünün altinda, filis, katmanlan yerine, kirectası bulunduguna tanik olunmaktadir. Bu kayaç da filis, katmanlan gibi genis, ölçüde aşındırılarak düzenlenmiştir. Polye tabamnda, bu ozellige sahip yerler, polyenin, kirectası yapili daglarla çevrili oldugu bati ve giiney kenarlan bo­yunca yeralmaktadir.   Akseki kasabasimn   1   km  güneyinde bu özelliklere sahip  "Ortayer mevkiinin" genel özgüllükleri şöyle özetlenebilir ,Polyeyi sınırlayan kireçtaşı ya­pılı Büyükdağın eteği, ova yüzeyinden çok dik olarak,  ço­ğunlukla 80-90° lik bir açı ile yükselmekte, hem de bazı ke­simlerde alt tarafları  erimelerle  oyulan  dağ eteği  ova yü­zeyine doğru sarkık bir durum sunmaktadır.    Böyle sarkık eteklerin dip kesimlerinde, değişik büyüklükte düdenler sıra­lanmaktadır. Bu düdenler, yağışlar nedeniyle polye tabanın­da .biriken göletlerin sularını çekerek, yer altına, akaçlamak-tadırlar.  Gölet sularının    düdenlere akarken,  ova yüzeyini örten toprakları da birlikte taşıması nedeniyle, polye yüzeyi, düdenler yöresinde,  çevresine göre daha alçakta kalmıştır. Sel sularının, polyenin bu gibi alçak yerlere doğru akması ve bu sırada birlikte getirdiği toprak, kuru ot ve dal parçaları ile düdenleri tıkaması, buralarda geçici göllerin oluşmasına ne­den olmaktadır.  Bu gibi küçük karstik göletlerin sularının, polyeyi çeviren dağların eteklerini yalaması ve özellikle dü­denlere  akan suların,  düdenin ağzı çevresindeki kireçtaşlarını eritmesi, yukarıda da kısaca belirtildiği gibi, dik ve sar­kık eteklerin    oluşmasına neden olmaktadır.    Bu olayların uzun süre sürmesi,  belirtildiği gibi,  dağ eteğinin,  polyenin yararına, fakat polyeyi çeviren dağın zararına gerilemesine neden olur Kireçtaşının erimesi, olağan olarak kırık ve çatlaklar boyunca, daha çabuk ve ye­ğindir. Bu nedenle, kireçtaşı, yamacın bu kesimlerinde daha çabuk geriler;  az çatlaklı yamaçlar ise, erimelere daha çok karşı koyarlar. Bu iki nedenle, polye sınırı, girintili çıkıntılı bir durum alır. Az çatlaklı kireçtaşı yamaçlar, yarımadalar ya da adalar biçiminde ovanın içinde kaldığı halde, polye, yeğin erimelerin   olduğu kırıklar boyunca    dağlık çevresine doğru,  körfezler biçiminde sokulur.  Bu karstlaşma olayları sonucu  oluşan kalıntı adatepeler ve küçük  çapta da olsa, polye  düzlüğünün  körfezler biçiminde dağlık  çevresine so­kulduğunu, Akseki kasabasının güneyinde yer alan "Ortayer yöresinde" gözlemek olanaklıdır.   Bu  kesimde  ovanın  alüv­yon örtüleri altından yükselen ve değişik yükseklikler gös­teren, ortalama / m yükseklikteki hum tepeleri, bu humlar etrafında ya da polyenin kıyı şeridi boyunca sıralanan dü­denler en özgül karstlaşma biçimleridir. Burada, kıyıdan en açıkta bulunan hum tepesi ile polyenin dağlık kıyısı arasın­daki uzaklık 125 m dir. Bu durum, polyenin kireçtaşı kena­rının en az 125 m güneye doğru gerilediğini, başka bir de­yişle, polye   düzlüğünün bu kesimde karstlaşma    erimeleri nedeni ile,  125 m, dağ doğrultusunda genişlediğini gösterir.
Akseki kasabasının güneyinde yer alan ve yukarda be­timi yapılan karstlaşma biçimlerinin aynısını ya da benzer­lerini, polyenin güneyinde yeralan Hüsamettin (Bucak) kö­yü yöresinde de görmek olanaklıdır .Köy, Eosen filisi sahası üzerinde kurulmasına karşın, köyün hemen ku­zeydoğusunda ve 200-250 m güneybatısında yeralan çok sa­yıdaki hum tepeleri ve düdenleri, polyenin bu kesiminde ye­ğin karstlaşmalara uğradığını göstermektedir. Humlar ara­sında yayılmış bulunan ince toprak örtüsünün birkaç metre altında, aşınarak düzleştirilmiş kireçtaşı katmanlarının uzan­dığı, alüvyonlar içinde gelişmiş huni biçimli düdenlerin var­lığından belli olmaktadır. Bu yörede, dağlık sınırdan ova içi­ne doğru en açıkta bulunan humun kıyıya uzaklıkları 125-150 m kadardır ve dolayısı ile polye burada da Akseki ka­sabasının güneyinde olduğu gibi 125-150 m kadar karstlaşma sonucu genişlemiştir.
Daha önce belirtildiğ gibi, düdenler yalnız Kretase kireçtaşları içinde    değil, aynı zamanda, polye   tabanında geniş yerler kaplayan Eosen-Paleosen marn katmanları içinde de gelişmişlerdir. Hüsamettin köyü güneyinde ve bu köyün me­zarlığı çevresinde, marn katmanları içinde gelişmiş çok sa­yıda düdene rastlanır.
Akseki polyesinin tabanında ve güneybatı kenarı boyun­ca yeter sayıda düdenlerin bulunması, polye tabanına iyi ,bir akaçlama olanağı vermiştir. Yalnız, çok yeğin yağışlarda ya da polyenin batı kenarında yer alan, büyük bir kırık çizgisi üzerinde gelişmiş olan ve büyük su yutma sığasına sahip Ko­ca düdenin tıkanması, ova yüzeyinde göletlerin oluş­masına neden olmaktadır. Yağışsız geçen uzun yaz mevsi­minde, ova tabanı tüm olarak kurudur; insanların ve hay­vanların içme suları da, ova tabanına kazılmış kuyularda bi­riktirilen sularla karşılanır.
Akseki polyesinin Dutluca köyünden itibaren güneyde kalan kesimi, yalnız düdenler aracılığı ile akaçlandığı halde, bu köyün batısında kalan kesimi, hem düdenler hern de Ağ­layan boğazı deresi tarafından yerüstünden akaçlamr.
Dört tarafından yüksek karstik dağlarla çevrilmiş bulu­nan Akseki Polyesinin, yerüstünden dışa hidrolojik bağlantı­sı, yalnız yukarda adı geçen, Ağlayan boğazı vasıtasiyle olur. Polyenin batısındaki yeğin karstlaşmış dağlık alana derince gömülmüş Ağlayan boğazı içinden, aynı zamanda, Akseki kasabasını Akdeniz'e bağlayan, Akseki-Manavgat yolu geç­mektedir.
Akseki kasabasını Konya'ya, dolayısıyla îç Anadolu'ya, baglıyan Akseki-Beyşehir yolunun geçtiği geniş ve derin Yay­la boğazı da, Ağlayan boğazı kadar ilginçtir. Akseki'nin do­ğu mahalleleri yöresinde ovaya açılan yayla boğazı, genel eği­minin Akseki ovası doğrultusunda olmasına karşın bu vadi­nin tabanında gelişmiş olan büyükçe ve derince dolinler, bu .boğazı akışsız, kör bir vadi durumuna sokmuştur. Bu dere­nin ve Ağlayan boğazının uzanış doğrultulannın birbirine uy­ması, Yayla boğazının polyeye girişi ile Ağlayan boğazının polyeden çıkışının karşılıklı bulunmaları, önceleri, her iki de­renin birbiri ile hem morfolojik hem de hidrolojik bağlantılı olduklarını kanıtlamaktadır.
AKSEKİ POLYESi
Akseki Polyesinin Oluşum ve Gelişmesi
Türkiye 1:500.000 ölçekli jeoloji haritası incelendiğinde, Batı ve Orta Toroslardaki polyelerin, bölgenin jeolojik ve tektonik yapısı ile çok yakından ilgili oldukları kolayca, gö­rülebilir. Bu geniş bölgede ne kadar arı, ne kadar kastlaşmaya yatkın olursa olsun, Mezozoyik yaşlı kireçtaşlı saha­ların ortasında, karstik bir yeryüzü biçimi olmasına karşın, polyelere rastlamak olanaksızdır. Buna karşılık, Orta ve Ba­tı Toroslarda polye düzlükleri, kimyasal erime ile hiç ilgisi olmayan killi, kumlu ve marnlı katmanlardan oluşan Miyo­sen yaşlı örtü katmanları ve Eosen filisi ile bu formasyon­lara komşu Mesozoyik kireçtaşı katmanları arasında uzanan sınırboyunca  görülür. Batı Toroslarda, Antalya körfezinin kuzeyinde yer alan altı büyük polyeden oluşan Kestel polye sistemi ,daha güneydeki Elmalı polyesi ve İsparta'nın güneyinde yer alan Mamak polyesi Miyosen örtü katmanları ile Jura-Kretase kireçtaşlarının dokanakları bo­yunca gelişmiştir. Her üç örnekte de, polye tabanlarım, kil­li, kumlu kalın bir toprak örterken, polye kenarlarını bazı yerlerde karstlaşmaya elverişli kireçtaşları bazı yerlerde de molas katmanları oluşturmuştur. Orta Toroslar'ın polyelerin’de de durum hemen hemen aynıdır. Bu bölgede, batının mo­las formasyonlarının yerini, Eosen filisi almaktadır. Konu­muzu oluşturan Akseki Polyesi gibi Çimi, Eynif, Gembos ve diğerleri ayrılıksız Eosen filiş şeridi ile Kretase kireçtaşları arasındaki sınır bölgelerinde gelişmişlerdir.
Yukarıda örnekleri ile gösterildiği gibi, polye tabanları­nın killi, kumlu alüvyonlarla örtülü olması ve polyeleri sı­nırlayan dağların, çoğunlukla, yarı yarıya karstlaşabilir ki-kireçtaşlarından ve karstlaşma yeteneği olmayan kayaçlardan oluşmuş olmaları, polyelerin oluşumunda kimyasal aşındırma ve fizksel aşındırma olaylarının birlikte etkinlik gösterdik­leri sonucunu verir. Fakat polye oluşumlarında etkin olan bu iki kuvvetin, bazı durumlarda birinin, diğerine oranla çok daha baskın olduğu görülebilir. Bu, her şeyden önce, yörede karstlaşmaya elverişli ve elverişsiz kayaçların dağılışının bir­birine oranı, tektonik, orografık ve hidrografık koşulların de­ğişik biçimde belirmesine bağlı olabilir.
Araştırma konusu olan Akseki polyesinin oluşum ve ge­lişmesinde fiziksel aşınmanın, kimyasal aşınmaya oranla çok daha etkin olduğu görülmektedir. Makalenin başında ayrıntılı .olarak anlatıldığı gibi, polyenin kuzey ve doğu sınırlan, aynı biçimde polye. tabanının büyük bir kesimi kil ve kum, kısmen sertçe marn katmanlarının oluşturduğu, Eosen-Paleosen yaş­lı filş formasyonlarından oluşmaktadır. Buna karşılık, Polye­nin yalnız güney ve batı sınırı ile polye tabanının dar bir kesimi, karstik Üst Kretase kireçtaşlarından oluşmuştur, fnce alüvyon örtünün altında, aşındırılarak düzleştirilmiş kireçtaşlarmn varlığı, humlar ve düdenlerden kolayca anlaşılabilmektedir. Polye tabanında kalıntı adatepelerin (hum) ve düdenlerin çokça bulunduğu kesimlere daha önce değinilmiştir. Buralar, Akseki kasabasının güneyindeki Ortayer dolayları, Hüsamettin köyünün hemen kuzey, doğu ve batısındaki hum tepelerinin bulunduğu alanlardır. Polye tabanında eriyebilir (karstik) ve erimez kayaçlarm kapladıkları alanlar, birbir­leri ile deneştirilirse, ikincinin birinciye oranla çok daha yay­gın olduğu görülür. Eriyebilir ve erimiyen kayaçlarm, polye tabanında kapladıkları alanlar sayılarla .belirtilirse, 5 km2 genişliğe sahip olan polye tabanının 4,5 km= si fıliş formas­yonundan, geri kalan 0,5 km» sinin ise kireçtaşı katmanla­rından oluştuğu görülür. Bu birbirinden farklı iki tür formas-
yonun üzerinde gelişen polye düzlüğünün oluşmu sırasında, fıliş üzerinde fiziksel aşındırmanın, kireçtaşları üzerinde de kimyasal aşındırmanın egemen olduğu kabul edilirse, Akse­ki polyesinin oluşmunda etkin kuvvet olarak fiziksel aşınımın, karstlaşmaya oranı çok büyük olmuştur.
Filiş formasyonunun erozyonla aşınıp taşınması, bugün de sürmektedir. Yağışlı mevsimlerde, özellikle yagni yağışlar sırasında, polyenin kuzey ve doğu kıyısından, filişli alandan gelen sel sularının çok yeğin aşınmaya neden olduğu, çamur halinde akan sulardan ve yağış sonrasından, düdenler yöre­sinde eski topraklar üzerinde çökelmiş olan, yeni tortullann kalınlığından anlamak olanaklıdır. Bu yeni çökeltiler, köylü­lerin anlatımına göre, bazan bir kezde 10 sm ye erişmekte­dir. Fakat sel sularının getirdiği malzemenin büyük bir kıs­mı, polyenin güney ve batı kıyısı .boyunca sıralanan düdenler tarafından yutulup götürülmektedir. Polyeyi kuzeyden çev­releyen fıliş alanının yeğince aşındırılarak taşınması, polye düzlüğünün bu kıyı boyunca genişlediğini gösterir.
Filiş formasyonlarının bugünkü dağılışı ve katmanları­nın eğimi, bu formasyonun önceleri, polye havzasının büyük bir kesimini kapladığını göstermektedir. Kuzey-batı yönün­den 500 - 1000 m genişliğinde bir şerit biçiminde-gelerek, Ak­seki polyesi üzerinden güney-doğu doğrultusunda süren fıliş formasyonu ,Akseki kasabasının batısında 1250 m ye, Dutluca köyünün doğusunda da 1200 m yüksekliğe ulaş­maktadır. Polyenin batısında, koca düdenin hemen kuzeyin­de, Hüsamettin köyünün çevresinde ve ,bu köyle Dutluca kö­yü arasındaki bölgede, aşmdırlarak düzleştirilmiş kumtaşı ve marndan oluşan fıliş katmanları, geniş alanlar kaplar. Bü­tün bu gözlemler, bugünkü polye havzasının, önceleri fıliş formasyonlan ile örtülü olduğunu ve daha sonraları aşınımla taşınıp götürüldüğünü kanıtlamaktadır. Ancak, daha önce de belirtildiği gibi, Akseki Polyesinin büyük bir kesimi kapalı tekne niteliğindedir, akaçlaması da yalnız düdenler aracılığı ile olmaktadır. Başlangıçta, polye havzasını tüm olarak dol­durduğunu kesinlikle kabul ettiğimiz fıliş katmanlarının, aşındırılarak ve düdenler tarafından yutularak götürüldüğü­nü kabul etmek biraz zordur. Bu bakımdan, polyenin, baş­langıçta dışanya yer üstünden akıntısı olabileceği savı kuv­vetlenmektedir. Böyle bir olasılıkta, akla ilk önce, bugünde polyenin kuzey-batı kesiminin, yerüstünden akaçlanmasını sağlayan Ağlayan boğazı gelmektedir. Akseki kasabasını Akdeniz sahillerine bağlayan Akseki-Manavgat yolunun geç­tiği Ağlayan boğazı, yaklaşık 4 km uzunluğunda, 40-60 m genişliğinde menderesli bir vadidir. Üst Kretase kireçtaşları içine derince gömülmüş olan bu vadi çoğunlukla kurudur; yal­nız yogun yağışlar sırasında, polyenin kuzey kesiminin sula­rını akaçlar ve araştırma alanı dışında kalan Kızılbayır bok­sit yataklarının kenannda yer alan düdenlere akıtır. Ağla­yan boğazı, şekil özellikleri, özellikle genişliği ve derinliği gözönüne alındığında, önceleri büyük bir vadi sistemine da­hil olduğu izlenimini' vermektedir. Akseki kasabasını îç Ana­dolu'ya bağlayan Akseki-Beyşehir yolunun geçtiği Yayla bo­ğazının da, önceleri Ağlayan boğazının bir devamı olduğu bü­yük bir olasılıkla söylenebilir. Her şeyden önce, her iki boğazın da aynı doğrultuda olmaları, birincisinin Polyeyi terkettiği yerin tam karşısında, ikincisinin ovaya açılması gibi durum­lar, yukarda sözü edilen olasılığı kuvvetlendirmektedir. Ağ­layan boğazının bugün bile normal eğimini ve akışını koru­masına karşın (bu durum sel sularının Akseki polyesinden taşıyarak getirdiği geçirimsiz killi-kumlu topraklar yardı­mıyla olmuştur). Yayla boğazı sonradan oluşan karstlaşma lar sonucu normal eğimini tüm olarak yitirmiştir. Genel çizgisileri ile Akseki polyesine doğru olan eğim, .boğazın taba­nında arka arkaya gelişmiş dolinler nedeni ile birkaç yerde kesikliğe uğramıştır. Ayrıca Yayla boğazın girişi, polye ta­banından 75-90 m yukarda asılı kalmıştır. Yayla boğazın ta­banında gelişen dolinler nedeniyle Ağlayan boğazına olan hid­rolojik ve morfolojik bağlantısını kaybetmiştir.
Bugün, Akseki polyesinin, Dutluca köyünün güneyinde kalan kesimi, düdenler aracılığı ile akaçlanırken, bu köyün batısında kalan kesimi, kısmen düdenler kısmen de Ağlayan boğazı tarafından akaçlanır.
Akseki polyesinin tamamının ne zamana kadar Ağlayan boğazı tarafından akaçlandığı, polyenin, Dutluca köyünün güneyinde bulunan bölümünün Ağlayan boğazı ile olan hid­rolojik bağlantısını ne zaman kaybettiği gibi sorunları ay­dınlığa kavuşturacak deliller bulunamamıştır.
SONUÇLAR
Yazının betim ve onu izleyen oluşum kesiminde açıklan­maya çalışılan gözlemler ve savlar kısaca özetlenirse:
1.    Toroslar'ın karstlaşmış bölümlerinde çok sayıda bu­lunan    polyelerin, morfolojik    özellikleri ve jeolojik yapı ile ilişkileri gözönünde tutulduğunda,  birbirleri arasında birta­kım benzerliklerin olduğu görülür.  Polyeler,  karstik alanla­rın özgül biçimleri olmalarına karşın, onları, karstlaşma ye­teneği yüksek,    çok arı kireçtaşlarından    oluşmuş alanların içinde .bulmak olanağı yoktur. Araştırma alanının batısında yer alan Batı Toroslar'da, polyeler genellikle, Miyosen molası ile Mezozoyik    kireçtaşlan arasındaki    dokanaklar boyunca gelişmişlerdir.    Orta Toroslar'da ise,    çoğunlukla    polyeler, Eosen-Paleosen fıliş formasyonları ile Jura-Kretase yaşlı ki­reçtaşları arasındaki sınır boylarmda görülmektedir.
2.    Akseki Polyesi de, bir tarafta Üst Kretase kireçtaşlı fıliş arasında gelişmiştir. Polyenin güney ve batı kenarları, diğer yanda şerit biçiminde uzanan Eosen-Paleosen yaşrm bazı kesimlerinin belirlenmesinde faylanmalar etkll ol­muştur.
3.    Polyelerin, eriyebilir ve erime yeteneği olmayan kayaçlarm dokanaklan boyunca yer almış olmaları, oluşumla­rında hem karstlaşmanm, hem de normal aşınım olaylarının birlikte çalıştıklarını gösterir.
4.    Akseki Polyesinin oluşumunda, bu iki kuvvetin birbir­lerine olan oranlan saptanmaya çalışılmış ve polye düzlüğü­nün, ancak 1/9 nin karstlaşma ile oluşmasına karşılık, geri kalan kısmı normal akarsu    aşındırmasının  (erozyon-denü-dasyon) bir yaratısı  (eseri) olduğu sonucuna vanlmıştır.
5.    Toros dağ kuşağı, Alpin dağ oluşumu devinimlerinin sonuna doğru dış kuvvetlerin etkisi altına girmeye başlamış­tır. Akarsu    aşındırmaları dayanaksız    Eosen fılşi üzerinde çok etkili olmuştur. Bu yörenin fıliş tortul kayaçlarının büyük bir bölümü akarsular aracılığı ile yakın denizlere taşın­mıştır. Aynı yeğinlikte olmamakla beraber, başlangıçta, akarsuların fiziksel aşındırması, Akseki Polyesini çevreleyen Alt Mesozoyik ve Üst Kretase kireçtaşlannda da etkili ol­muştur. Bunu, kireçtaşlı alandaki büyük kör vadiler ve bo­ğazların varlıkları kanıtlamaktadır. Yalnız, Akseki Polyesi­nin yakın çevresinde, 4-5 adet, eski vadi sisteminin kalıntısı sayılabilecek, yerli halkın boğaz olarak adlandırdığı, kuru ve kör vadilere rastlanmaktadır. Bu vadilerin en önemlilerinden olan Ağlayan boğaz ve Yayla boğazına yazının başında deği­nilmiştir. Bağlıca boğazı, araştırma sahasının güneybatısında yer alan Sarıhıcılar ve Belenalan köyleri tarafından gelerek Koca düdenin güneyinde, asılı vadi biçiminde Akseki Polye­sine açılır. Akseki kasabasının hemen kuzeyindeki dik yamaçten Polyeye açılan boğaz ve buna koşut uzanan, daha doğudaki Adam deresi de, yukarda değinildiği gibi, başlan­gıçta akarsuların mekanik aşındırması ile oluşmuş vadiler­dir. Bugün ise bu vadi ve boğazların tabanları, sonradan olu­şan yeğin karstlaşmalarm sonucu olarak normal eğimlerini yitirmişlerdir. Tabanlarında çok sayıda dolinler oluşmuştur.
6. Araştırmalar sonucunda bugünkü polye çukurluğu­nun, başlangıçta Eosen-Paleosen yaşlı fıliş tortullan ile tüm olarak doldurulduğu saptanmıştır. Aşınıma karşı dayanak­sız olan bu malzemenin akarsular aracılığı ile aşmdırlarak götürüldüğü kuşkusuzdur. Akseki Polyesinin kuzey doğu yar maçındaki fıliş arazisinin aşınımı, bugün de, yeğin biçimde sürmektedir. Yeğin yağışlar sırasında, fıliş sel özellikli dere­cikler tarafından polye çukurluğuna doğru taşınarak, polye tabanının verimli alüviyal topraklarını oluşturmaktadır. Bu toprakların büyük bir kesimi, kestirileceği gibi, polye taba­nında, güney ve batı kıyısı boyunca yer alan düdenler ara­cılığı ile yeraltına, sularla akıp gitmektedir.
Tanıtıma verildiği tarih:   Nisan,   1976
DEĞİNİLEN BELGELER
Bhımenthal, M.M. 1949, Akseki civarındaki dağlarda boksit zuhuratı, bunların jeolojik durumu ve jenezi hakkında İzahat: Maden Tet­kik Arama Enst. Tay., Ankara 66 S.
Güldalı, N., 1970. Karstmorphologische Studlen im Cebiet des Pol-jesystems von Kestel (West-Taurus): Tüblnger Gegr. Studien, H. 40, 104 S.
Louis, H., 1956., Dis Enstehung der Poljen und ihre Stellun? in der Karstabtragımg, auf Grund von Beobachtungen im Taurus: Erd-kunde 10, 33-53.

 


  Editör :  Admin

1027 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 22 Puan Verildi
 Kaynak :  www.aksekim.net

 Kategori ¬ JEOLOJİK YAPI

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  KÖŞE YAZARLARIMIZIN DİKKATİNE.?  

  TARAFSIZ AKSEKİ PORTALINA HOŞ GELDİNİZ.  

  İLETİŞİM  

  SİTEMİZDE REKLAM VEREBİLİRSİNİZ  

  YORUMLAR YORUMCUYA AİTTİR.  

  SİTEMİZDE YORUM YAPANLAR......  

  MARLA FORUM SAYFAMIZ HİZMETİNİZDEDİR  

 
 Köşe Yazıları

Editör(Yönetici)

Editör(Yönetici) ¬
Herkesin hırsız oldugu bir ülke varmıs,...

İbrahim EKMEKCİ

İbrahim EKMEKCİ ¬
DR. KEMAL KAVAS

Mehmet GÜNDOĞDU

Mehmet GÜNDOĞDU ¬
BAYRAMDA SILA ZİYARETİ

İsmet UYSAL

İsmet UYSAL ¬
AKSEKİDEN NEMALANMAK

ERGİN ARSLAN

ERGİN ARSLAN ¬
RAMAZAN AYI
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 1
 Bugün : 32 Kişi
 Dün : 138 Kişi
 Toplam : 242603 Kişi
 Ip No : 38.107.191.108
     
 
e  Reklam

reklam

2
 
22  Reklam 1

2
22  Haber3 1

2
 

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.5033 1.5106
  Euro 1.9179 1.9272
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

 
r   e

f
 

 

 



 
 

   © Copyright - 2004- AKSEKİ - Tüm Hakları Saklıdır. 

 Çilem.Net