Toroslar'ın karstik bölgelerindeki dağarası ovalarının oluşumu ve gelişimi
Polje of Akseki, The formation and the development ofthe intramontane plains in the karstic areas in the Taurus
NURÎ GÜLDALI Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, Ankara
Akseki ovası, Alanya şehrinin kuzeyinde, Toros sıradanlarının en yüksek kesimlerinde büyük bir dağarası havzasıdır. Bu, biçim özelliklerine göre bir polyedir. Akseki polyesinin jeomorfolojisi, en yakın çevresinin jeolojik yapısı ile ilgisi gözönüne alındığında, Orta ve Batı Toroslar'da .bulunan çok sayıda ve çok değişik büyüklükte olan dağarası ovalan ile yakın benzerliklere sahip olduğu görülür. Polye havzası yarı yarıya karstlaşabilir, Mesozoyik yaşlı 'arı kireçtaşları ve hiçbir karstla.Şnıa özelliği olmayan Paleo-Eosen yaşlı fılg tarafından çevrilir. Polyenin tabanı ince bir Aluviyal örtü ile kaplıdır. Polye düzlüğünün büyük bir kesiminde, filisin marn ve kumtaşı katmanlarının aşandmlmıg başlan, ince toprak örtüsünden dışarı bakar; çok küçük bir alanda ise, çoğunlukla kenar kesimlerinde kireçtaşından oluşan karstlaşmış ada tepeler (hum) görülür. Polye havzasının çok küçük bir kesimi yerüstünden akaçlandıgı halde, geri kalan kesimi, çoğunlukla polyenin güney ve batı kenarı boyunca sıralanan düdenler tarafından yeraltına akaçlânır. Düdenlerin yeraldığı kesimlerde, polyeyi çevreleyen kireçtaşından oluşmuş dağların etekleri dik bir biçimde yükselir. Buralarda kireçtaşlarının kimyasal erimelere uğradığı ve günümüzde de uğramakta olduğu ilgi çeker. Yapılan araştırmalarda, Akseki polyesinin oluşum ve gelişiminde, tektonik devinimler ile karstik erimelerin az, akarsuların mekanik aşındırma ve taşınmalarının ise büyük rol oynadığı sonucuna varılmıştır.
Toros kıvrımdağlarınm kireçtaşı yapılı kesimlerinde sık sık, çok girintili çıkıntılı sınırlar içinde, çoğunlukla kapalı, kısmen açık havzalara rastlanır. Yeğin karstlaşmış, çoğunlukla çıplak ve sarp kireçtaşı dağlar arasında sıkışmış gibi görünen bu düzlükler, verimli alüviyal topraklarla örtülüdür. Bazan bu düzlüklerin en çukur kesimleri gelip geçici göller tarafından kaplanır. Yöre dağlarının çok sarp ve kurak oluşu, yerleşme yerlerinin bu verimli dağarası düzlüklerinde toplanmasına neden olmuştur. Birkaç km» den birkaç yüz km2 genişliğe erişebilen bu düzlükler, Toroslar'm kireçtaşı yapılı kesimlerinde çok sayıda .bulunmaktadır. En büyükleri arasında Kestel ovası (128 km?), Bozova (114 km2), Elmalı ovası (200 kms), Muğla, ovası, Kembos ovası ve Eynif ovası sayılabilir. Bölge halkı bu tür dağarası havzaların büyük olanlarına "ova" dedikleri halde, küçük olanlarına çoğunlukla "alan" "yayla", "çukur", "düz", ya da "düzü" eğer düzlük gelip geçici göllerle kaplanıyorsa "göl yeri" demektedir. Küçük dağarası havzaları Toroslarda düzünelerce bulunmaktadırlar.
Yukarıda kısaca belirtildiği gibi, çoğunlukla kapalı olan bu tür havzalar, karstlaşmış dağlık alanların özgül biçimleridir, ve ilim dilinde slavcadan gelme bir terim olan "polye" sözcüğü ile anlatılırlar. Yazının asıl konusunu oluşturan Akseki polyesinin biçim öğeleri, bulunduğu ortamın litolojik ve tektonik özellikleri ile ilişkileri gözönüne alındığında, Toroslar'ın diğer polyeleriyle büyük benzerliklere sahip olduğu görülür. Bu .bakımdan, bu yazıda Akseki polyesinin oluşumunu ve gelişimini açıklamaya çalışmakla, Toroslar'da bulunan diğer polye düzlüklerinin oluşumlarının da kolayca anlaşılmasına yardımcı olunacağı düşünülmüştür.
AKSEKİ POLYESİ
Konumu ve Jeolojik Tapısı
Akseki Polyesi, Orta Toroslar'ın batı kesiminde, Alanya ‘nın 60 km kuzeyinde yer alır. KB kenarında kurulmuş olan Akseki kasabasından ötürü düzlüğe Akseki ovası adı verilmiştir
Toros sıradağlarının bu kesimindeki uzantıları KB-GD dur. Akseki ovası da bu doğrultuya uygun olarak uzanmakta, kabaca dikdörtgen biçimindeki polyenin 5 km ye erişen uzun ekseni KB-GD doğrultusundadır. Ortalama 1030 m yüksekliğe erişen ova, daha sonra anlatılacağı gibi, iki büyük vadi dışında., dört tarafından 1300-1500 m yüksekliğindeki dağ,sıralarıyla,çevrilmiştir
Polye'nin kuzeyinde ve kuzeydoğusunda genellikle Alt Kretase ve Jura yaşlı kireçtaşlanndan oluşan Sakarkaya tepe (1530 m) ve Ulukaya tepe (1493 m) yükselirler. Bu kenar boyunca çok belirgin olarak izlenebileceği gibi .bu formasyonlar, daha genç olan Eosen ve Paleosen yaşlı katmanlar üzerinde eklenmiş olarak otururlar. Blumenthal (1949) bu ekayı, bu yörede bulunan diğer ekaylardan ayırmak için "Akseki Ekayı" adını vermiştir. Akseki Ekayı'nın altında bulunan filiş formasyonunun üst düzeyleri gevşek yapılı kil ve kum katmanlarından oluşmaktadır ve polyenin kuzey kenarı boyunca birkaç yüz metre genişliğinde şerit biçimi uzanmaktadır. Bu düzeyin altına gelen ve sertçe katman başları ile ova tabanının büyük ,bir bölümünü engebeli duruma gelmektedir.
Polye Tabani
Ortalama 1 km eninde ve 5 km uzunlugundaki polye düzlügünün alani 5 km2 kadardir. Ova'nın merkezi ve kuzey-bati bolümu filiş sahadan taşınarak getirilmis, bulunan killi, kumlu topraklarla ortulüdür. Buna karşılık ovanin giüneydogu kesimleri ve Hüsamettin koyü yöresinde polye tabani, asınmaya karşi koyabilmi§ filiş katman başları ile az dalgalı bir durum gosterir. Ovanin aliivyonlarla kaplı olan Orta ve KB kesimlerinde de aliivyon ortiisünün altinda, fazla olmayan .bir derinlikte, aşinma ile duzleştirilmiş Eosen-Pa-leosen katmanlarmin uzandigini kanithyan pek 90k delil vardir. Bu delillerin en belirginleri, ova tabanimn aliivyonlarla ortiilii kesimlerinde, §urada burada fili§ katmanlarmin ba§-lanmn goriinebilmesidir. Aynca Eosen filis. şeridinin, batidan gelerek, Akseki kasabasimn güney kenarında, ovanin aliivyonları altinda yitmesi ve polyenin kuzeydogu kenannda, Dutluca köyü yoresinde yeniden meydanaçıkması, bu formasyonun, aliivyonlarin altinda da uzandigini gosterir. Boylece, Eosen-Paleosen filiş katmanlarının bazan açıkta, bazan da ince bir aliivyon ortiisu altinda, polye tabamnda genis, yerler kapladigi gorülmektedir Yalnız polye tabanimn bazi kenar ve koşe kesimlerinde, aliivyon örtüsünün altinda, filis, katmanlan yerine, kirectası bulunduguna tanik olunmaktadir. Bu kayaç da filis, katmanlan gibi genis, ölçüde aşındırılarak düzenlenmiştir. Polye tabamnda, bu ozellige sahip yerler, polyenin, kirectası yapili daglarla çevrili oldugu bati ve giiney kenarlan boyunca yeralmaktadir. Akseki kasabasimn 1 km güneyinde bu özelliklere sahip "Ortayer mevkiinin" genel özgüllükleri şöyle özetlenebilir ,Polyeyi sınırlayan kireçtaşı yapılı Büyükdağın eteği, ova yüzeyinden çok dik olarak, çoğunlukla 80-90° lik bir açı ile yükselmekte, hem de bazı kesimlerde alt tarafları erimelerle oyulan dağ eteği ova yüzeyine doğru sarkık bir durum sunmaktadır. Böyle sarkık eteklerin dip kesimlerinde, değişik büyüklükte düdenler sıralanmaktadır. Bu düdenler, yağışlar nedeniyle polye tabanında .biriken göletlerin sularını çekerek, yer altına, akaçlamak-tadırlar. Gölet sularının düdenlere akarken, ova yüzeyini örten toprakları da birlikte taşıması nedeniyle, polye yüzeyi, düdenler yöresinde, çevresine göre daha alçakta kalmıştır. Sel sularının, polyenin bu gibi alçak yerlere doğru akması ve bu sırada birlikte getirdiği toprak, kuru ot ve dal parçaları ile düdenleri tıkaması, buralarda geçici göllerin oluşmasına neden olmaktadır. Bu gibi küçük karstik göletlerin sularının, polyeyi çeviren dağların eteklerini yalaması ve özellikle düdenlere akan suların, düdenin ağzı çevresindeki kireçtaşlarını eritmesi, yukarıda da kısaca belirtildiği gibi, dik ve sarkık eteklerin oluşmasına neden olmaktadır. Bu olayların uzun süre sürmesi, belirtildiği gibi, dağ eteğinin, polyenin yararına, fakat polyeyi çeviren dağın zararına gerilemesine neden olur Kireçtaşının erimesi, olağan olarak kırık ve çatlaklar boyunca, daha çabuk ve yeğindir. Bu nedenle, kireçtaşı, yamacın bu kesimlerinde daha çabuk geriler; az çatlaklı yamaçlar ise, erimelere daha çok karşı koyarlar. Bu iki nedenle, polye sınırı, girintili çıkıntılı bir durum alır. Az çatlaklı kireçtaşı yamaçlar, yarımadalar ya da adalar biçiminde ovanın içinde kaldığı halde, polye, yeğin erimelerin olduğu kırıklar boyunca dağlık çevresine doğru, körfezler biçiminde sokulur. Bu karstlaşma olayları sonucu oluşan kalıntı adatepeler ve küçük çapta da olsa, polye düzlüğünün körfezler biçiminde dağlık çevresine sokulduğunu, Akseki kasabasının güneyinde yer alan "Ortayer yöresinde" gözlemek olanaklıdır. Bu kesimde ovanın alüvyon örtüleri altından yükselen ve değişik yükseklikler gösteren, ortalama / m yükseklikteki hum tepeleri, bu humlar etrafında ya da polyenin kıyı şeridi boyunca sıralanan düdenler en özgül karstlaşma biçimleridir. Burada, kıyıdan en açıkta bulunan hum tepesi ile polyenin dağlık kıyısı arasındaki uzaklık 125 m dir. Bu durum, polyenin kireçtaşı kenarının en az 125 m güneye doğru gerilediğini, başka bir deyişle, polye düzlüğünün bu kesimde karstlaşma erimeleri nedeni ile, 125 m, dağ doğrultusunda genişlediğini gösterir.
Akseki kasabasının güneyinde yer alan ve yukarda betimi yapılan karstlaşma biçimlerinin aynısını ya da benzerlerini, polyenin güneyinde yeralan Hüsamettin (Bucak) köyü yöresinde de görmek olanaklıdır .Köy, Eosen filisi sahası üzerinde kurulmasına karşın, köyün hemen kuzeydoğusunda ve 200-250 m güneybatısında yeralan çok sayıdaki hum tepeleri ve düdenleri, polyenin bu kesiminde yeğin karstlaşmalara uğradığını göstermektedir. Humlar arasında yayılmış bulunan ince toprak örtüsünün birkaç metre altında, aşınarak düzleştirilmiş kireçtaşı katmanlarının uzandığı, alüvyonlar içinde gelişmiş huni biçimli düdenlerin varlığından belli olmaktadır. Bu yörede, dağlık sınırdan ova içine doğru en açıkta bulunan humun kıyıya uzaklıkları 125-150 m kadardır ve dolayısı ile polye burada da Akseki kasabasının güneyinde olduğu gibi 125-150 m kadar karstlaşma sonucu genişlemiştir.
Daha önce belirtildiğ gibi, düdenler yalnız Kretase kireçtaşları içinde değil, aynı zamanda, polye tabanında geniş yerler kaplayan Eosen-Paleosen marn katmanları içinde de gelişmişlerdir. Hüsamettin köyü güneyinde ve bu köyün mezarlığı çevresinde, marn katmanları içinde gelişmiş çok sayıda düdene rastlanır.
Akseki polyesinin tabanında ve güneybatı kenarı boyunca yeter sayıda düdenlerin bulunması, polye tabanına iyi ,bir akaçlama olanağı vermiştir. Yalnız, çok yeğin yağışlarda ya da polyenin batı kenarında yer alan, büyük bir kırık çizgisi üzerinde gelişmiş olan ve büyük su yutma sığasına sahip Koca düdenin tıkanması, ova yüzeyinde göletlerin oluşmasına neden olmaktadır. Yağışsız geçen uzun yaz mevsiminde, ova tabanı tüm olarak kurudur; insanların ve hayvanların içme suları da, ova tabanına kazılmış kuyularda biriktirilen sularla karşılanır.
Akseki polyesinin Dutluca köyünden itibaren güneyde kalan kesimi, yalnız düdenler aracılığı ile akaçlandığı halde, bu köyün batısında kalan kesimi, hem düdenler hern de Ağlayan boğazı deresi tarafından yerüstünden akaçlamr.
Dört tarafından yüksek karstik dağlarla çevrilmiş bulunan Akseki Polyesinin, yerüstünden dışa hidrolojik bağlantısı, yalnız yukarda adı geçen, Ağlayan boğazı vasıtasiyle olur. Polyenin batısındaki yeğin karstlaşmış dağlık alana derince gömülmüş Ağlayan boğazı içinden, aynı zamanda, Akseki kasabasını Akdeniz'e bağlayan, Akseki-Manavgat yolu geçmektedir.
Akseki kasabasını Konya'ya, dolayısıyla îç Anadolu'ya, baglıyan Akseki-Beyşehir yolunun geçtiği geniş ve derin Yayla boğazı da, Ağlayan boğazı kadar ilginçtir. Akseki'nin doğu mahalleleri yöresinde ovaya açılan yayla boğazı, genel eğiminin Akseki ovası doğrultusunda olmasına karşın bu vadinin tabanında gelişmiş olan büyükçe ve derince dolinler, bu .boğazı akışsız, kör bir vadi durumuna sokmuştur. Bu derenin ve Ağlayan boğazının uzanış doğrultulannın birbirine uyması, Yayla boğazının polyeye girişi ile Ağlayan boğazının polyeden çıkışının karşılıklı bulunmaları, önceleri, her iki derenin birbiri ile hem morfolojik hem de hidrolojik bağlantılı olduklarını kanıtlamaktadır.
AKSEKİ POLYESi
Akseki Polyesinin Oluşum ve Gelişmesi
Türkiye 1:500.000 ölçekli jeoloji haritası incelendiğinde, Batı ve Orta Toroslardaki polyelerin, bölgenin jeolojik ve tektonik yapısı ile çok yakından ilgili oldukları kolayca, görülebilir. Bu geniş bölgede ne kadar arı, ne kadar kastlaşmaya yatkın olursa olsun, Mezozoyik yaşlı kireçtaşlı sahaların ortasında, karstik bir yeryüzü biçimi olmasına karşın, polyelere rastlamak olanaksızdır. Buna karşılık, Orta ve Batı Toroslarda polye düzlükleri, kimyasal erime ile hiç ilgisi olmayan killi, kumlu ve marnlı katmanlardan oluşan Miyosen yaşlı örtü katmanları ve Eosen filisi ile bu formasyonlara komşu Mesozoyik kireçtaşı katmanları arasında uzanan sınırboyunca görülür. Batı Toroslarda, Antalya körfezinin kuzeyinde yer alan altı büyük polyeden oluşan Kestel polye sistemi ,daha güneydeki Elmalı polyesi ve İsparta'nın güneyinde yer alan Mamak polyesi Miyosen örtü katmanları ile Jura-Kretase kireçtaşlarının dokanakları boyunca gelişmiştir. Her üç örnekte de, polye tabanlarım, killi, kumlu kalın bir toprak örterken, polye kenarlarını bazı yerlerde karstlaşmaya elverişli kireçtaşları bazı yerlerde de molas katmanları oluşturmuştur. Orta Toroslar'ın polyelerin’de de durum hemen hemen aynıdır. Bu bölgede, batının molas formasyonlarının yerini, Eosen filisi almaktadır. Konumuzu oluşturan Akseki Polyesi gibi Çimi, Eynif, Gembos ve diğerleri ayrılıksız Eosen filiş şeridi ile Kretase kireçtaşları arasındaki sınır bölgelerinde gelişmişlerdir.
Yukarıda örnekleri ile gösterildiği gibi, polye tabanlarının killi, kumlu alüvyonlarla örtülü olması ve polyeleri sınırlayan dağların, çoğunlukla, yarı yarıya karstlaşabilir ki-kireçtaşlarından ve karstlaşma yeteneği olmayan kayaçlardan oluşmuş olmaları, polyelerin oluşumunda kimyasal aşındırma ve fizksel aşındırma olaylarının birlikte etkinlik gösterdikleri sonucunu verir. Fakat polye oluşumlarında etkin olan bu iki kuvvetin, bazı durumlarda birinin, diğerine oranla çok daha baskın olduğu görülebilir. Bu, her şeyden önce, yörede karstlaşmaya elverişli ve elverişsiz kayaçların dağılışının birbirine oranı, tektonik, orografık ve hidrografık koşulların değişik biçimde belirmesine bağlı olabilir.
Araştırma konusu olan Akseki polyesinin oluşum ve gelişmesinde fiziksel aşınmanın, kimyasal aşınmaya oranla çok daha etkin olduğu görülmektedir. Makalenin başında ayrıntılı .olarak anlatıldığı gibi, polyenin kuzey ve doğu sınırlan, aynı biçimde polye. tabanının büyük bir kesimi kil ve kum, kısmen sertçe marn katmanlarının oluşturduğu, Eosen-Paleosen yaşlı filş formasyonlarından oluşmaktadır. Buna karşılık, Polyenin yalnız güney ve batı sınırı ile polye tabanının dar bir kesimi, karstik Üst Kretase kireçtaşlarından oluşmuştur, fnce alüvyon örtünün altında, aşındırılarak düzleştirilmiş kireçtaşlarmn varlığı, humlar ve düdenlerden kolayca anlaşılabilmektedir. Polye tabanında kalıntı adatepelerin (hum) ve düdenlerin çokça bulunduğu kesimlere daha önce değinilmiştir. Buralar, Akseki kasabasının güneyindeki Ortayer dolayları, Hüsamettin köyünün hemen kuzey, doğu ve batısındaki hum tepelerinin bulunduğu alanlardır. Polye tabanında eriyebilir (karstik) ve erimez kayaçlarm kapladıkları alanlar, birbirleri ile deneştirilirse, ikincinin birinciye oranla çok daha yaygın olduğu görülür. Eriyebilir ve erimiyen kayaçlarm, polye tabanında kapladıkları alanlar sayılarla .belirtilirse, 5 km2 genişliğe sahip olan polye tabanının 4,5 km= si fıliş formasyonundan, geri kalan 0,5 km» sinin ise kireçtaşı katmanlarından oluştuğu görülür. Bu birbirinden farklı iki tür formas-
yonun üzerinde gelişen polye düzlüğünün oluşmu sırasında, fıliş üzerinde fiziksel aşındırmanın, kireçtaşları üzerinde de kimyasal aşındırmanın egemen olduğu kabul edilirse, Akseki polyesinin oluşmunda etkin kuvvet olarak fiziksel aşınımın, karstlaşmaya oranı çok büyük olmuştur.
Filiş formasyonunun erozyonla aşınıp taşınması, bugün de sürmektedir. Yağışlı mevsimlerde, özellikle yagni yağışlar sırasında, polyenin kuzey ve doğu kıyısından, filişli alandan gelen sel sularının çok yeğin aşınmaya neden olduğu, çamur halinde akan sulardan ve yağış sonrasından, düdenler yöresinde eski topraklar üzerinde çökelmiş olan, yeni tortullann kalınlığından anlamak olanaklıdır. Bu yeni çökeltiler, köylülerin anlatımına göre, bazan bir kezde 10 sm ye erişmektedir. Fakat sel sularının getirdiği malzemenin büyük bir kısmı, polyenin güney ve batı kıyısı .boyunca sıralanan düdenler tarafından yutulup götürülmektedir. Polyeyi kuzeyden çevreleyen fıliş alanının yeğince aşındırılarak taşınması, polye düzlüğünün bu kıyı boyunca genişlediğini gösterir.
Filiş formasyonlarının bugünkü dağılışı ve katmanlarının eğimi, bu formasyonun önceleri, polye havzasının büyük bir kesimini kapladığını göstermektedir. Kuzey-batı yönünden 500 - 1000 m genişliğinde bir şerit biçiminde-gelerek, Akseki polyesi üzerinden güney-doğu doğrultusunda süren fıliş formasyonu ,Akseki kasabasının batısında 1250 m ye, Dutluca köyünün doğusunda da 1200 m yüksekliğe ulaşmaktadır. Polyenin batısında, koca düdenin hemen kuzeyinde, Hüsamettin köyünün çevresinde ve ,bu köyle Dutluca köyü arasındaki bölgede, aşmdırlarak düzleştirilmiş kumtaşı ve marndan oluşan fıliş katmanları, geniş alanlar kaplar. Bütün bu gözlemler, bugünkü polye havzasının, önceleri fıliş formasyonlan ile örtülü olduğunu ve daha sonraları aşınımla taşınıp götürüldüğünü kanıtlamaktadır. Ancak, daha önce de belirtildiği gibi, Akseki Polyesinin büyük bir kesimi kapalı tekne niteliğindedir, akaçlaması da yalnız düdenler aracılığı ile olmaktadır. Başlangıçta, polye havzasını tüm olarak doldurduğunu kesinlikle kabul ettiğimiz fıliş katmanlarının, aşındırılarak ve düdenler tarafından yutularak götürüldüğünü kabul etmek biraz zordur. Bu bakımdan, polyenin, başlangıçta dışanya yer üstünden akıntısı olabileceği savı kuvvetlenmektedir. Böyle bir olasılıkta, akla ilk önce, bugünde polyenin kuzey-batı kesiminin, yerüstünden akaçlanmasını sağlayan Ağlayan boğazı gelmektedir. Akseki kasabasını Akdeniz sahillerine bağlayan Akseki-Manavgat yolunun geçtiği Ağlayan boğazı, yaklaşık 4 km uzunluğunda, 40-60 m genişliğinde menderesli bir vadidir. Üst Kretase kireçtaşları içine derince gömülmüş olan bu vadi çoğunlukla kurudur; yalnız yogun yağışlar sırasında, polyenin kuzey kesiminin sularını akaçlar ve araştırma alanı dışında kalan Kızılbayır boksit yataklarının kenannda yer alan düdenlere akıtır. Ağlayan boğazı, şekil özellikleri, özellikle genişliği ve derinliği gözönüne alındığında, önceleri büyük bir vadi sistemine dahil olduğu izlenimini' vermektedir. Akseki kasabasını îç Anadolu'ya bağlayan Akseki-Beyşehir yolunun geçtiği Yayla boğazının da, önceleri Ağlayan boğazının bir devamı olduğu büyük bir olasılıkla söylenebilir. Her şeyden önce, her iki boğazın da aynı doğrultuda olmaları, birincisinin Polyeyi terkettiği yerin tam karşısında, ikincisinin ovaya açılması gibi durumlar, yukarda sözü edilen olasılığı kuvvetlendirmektedir. Ağlayan boğazının bugün bile normal eğimini ve akışını korumasına karşın (bu durum sel sularının Akseki polyesinden taşıyarak getirdiği geçirimsiz killi-kumlu topraklar yardımıyla olmuştur). Yayla boğazı sonradan oluşan karstlaşma lar sonucu normal eğimini tüm olarak yitirmiştir. Genel çizgisileri ile Akseki polyesine doğru olan eğim, .boğazın tabanında arka arkaya gelişmiş dolinler nedeni ile birkaç yerde kesikliğe uğramıştır. Ayrıca Yayla boğazın girişi, polye tabanından 75-90 m yukarda asılı kalmıştır. Yayla boğazın tabanında gelişen dolinler nedeniyle Ağlayan boğazına olan hidrolojik ve morfolojik bağlantısını kaybetmiştir.
Bugün, Akseki polyesinin, Dutluca köyünün güneyinde kalan kesimi, düdenler aracılığı ile akaçlanırken, bu köyün batısında kalan kesimi, kısmen düdenler kısmen de Ağlayan boğazı tarafından akaçlanır.
Akseki polyesinin tamamının ne zamana kadar Ağlayan boğazı tarafından akaçlandığı, polyenin, Dutluca köyünün güneyinde bulunan bölümünün Ağlayan boğazı ile olan hidrolojik bağlantısını ne zaman kaybettiği gibi sorunları aydınlığa kavuşturacak deliller bulunamamıştır.
SONUÇLAR
Yazının betim ve onu izleyen oluşum kesiminde açıklanmaya çalışılan gözlemler ve savlar kısaca özetlenirse:
1. Toroslar'ın karstlaşmış bölümlerinde çok sayıda bulunan polyelerin, morfolojik özellikleri ve jeolojik yapı ile ilişkileri gözönünde tutulduğunda, birbirleri arasında birtakım benzerliklerin olduğu görülür. Polyeler, karstik alanların özgül biçimleri olmalarına karşın, onları, karstlaşma yeteneği yüksek, çok arı kireçtaşlarından oluşmuş alanların içinde .bulmak olanağı yoktur. Araştırma alanının batısında yer alan Batı Toroslar'da, polyeler genellikle, Miyosen molası ile Mezozoyik kireçtaşlan arasındaki dokanaklar boyunca gelişmişlerdir. Orta Toroslar'da ise, çoğunlukla polyeler, Eosen-Paleosen fıliş formasyonları ile Jura-Kretase yaşlı kireçtaşları arasındaki sınır boylarmda görülmektedir.
2. Akseki Polyesi de, bir tarafta Üst Kretase kireçtaşlı fıliş arasında gelişmiştir. Polyenin güney ve batı kenarları, diğer yanda şerit biçiminde uzanan Eosen-Paleosen yaşrm bazı kesimlerinin belirlenmesinde faylanmalar etkll olmuştur.
3. Polyelerin, eriyebilir ve erime yeteneği olmayan kayaçlarm dokanaklan boyunca yer almış olmaları, oluşumlarında hem karstlaşmanm, hem de normal aşınım olaylarının birlikte çalıştıklarını gösterir.
4. Akseki Polyesinin oluşumunda, bu iki kuvvetin birbirlerine olan oranlan saptanmaya çalışılmış ve polye düzlüğünün, ancak 1/9 nin karstlaşma ile oluşmasına karşılık, geri kalan kısmı normal akarsu aşındırmasının (erozyon-denü-dasyon) bir yaratısı (eseri) olduğu sonucuna vanlmıştır.
5. Toros dağ kuşağı, Alpin dağ oluşumu devinimlerinin sonuna doğru dış kuvvetlerin etkisi altına girmeye başlamıştır. Akarsu aşındırmaları dayanaksız Eosen fılşi üzerinde çok etkili olmuştur. Bu yörenin fıliş tortul kayaçlarının büyük bir bölümü akarsular aracılığı ile yakın denizlere taşınmıştır. Aynı yeğinlikte olmamakla beraber, başlangıçta, akarsuların fiziksel aşındırması, Akseki Polyesini çevreleyen Alt Mesozoyik ve Üst Kretase kireçtaşlannda da etkili olmuştur. Bunu, kireçtaşlı alandaki büyük kör vadiler ve boğazların varlıkları kanıtlamaktadır. Yalnız, Akseki Polyesinin yakın çevresinde, 4-5 adet, eski vadi sisteminin kalıntısı sayılabilecek, yerli halkın boğaz olarak adlandırdığı, kuru ve kör vadilere rastlanmaktadır. Bu vadilerin en önemlilerinden olan Ağlayan boğaz ve Yayla boğazına yazının başında değinilmiştir. Bağlıca boğazı, araştırma sahasının güneybatısında yer alan Sarıhıcılar ve Belenalan köyleri tarafından gelerek Koca düdenin güneyinde, asılı vadi biçiminde Akseki Polyesine açılır. Akseki kasabasının hemen kuzeyindeki dik yamaçten Polyeye açılan boğaz ve buna koşut uzanan, daha doğudaki Adam deresi de, yukarda değinildiği gibi, başlangıçta akarsuların mekanik aşındırması ile oluşmuş vadilerdir. Bugün ise bu vadi ve boğazların tabanları, sonradan oluşan yeğin karstlaşmalarm sonucu olarak normal eğimlerini yitirmişlerdir. Tabanlarında çok sayıda dolinler oluşmuştur.
6. Araştırmalar sonucunda bugünkü polye çukurluğunun, başlangıçta Eosen-Paleosen yaşlı fıliş tortullan ile tüm olarak doldurulduğu saptanmıştır. Aşınıma karşı dayanaksız olan bu malzemenin akarsular aracılığı ile aşmdırlarak götürüldüğü kuşkusuzdur. Akseki Polyesinin kuzey doğu yar maçındaki fıliş arazisinin aşınımı, bugün de, yeğin biçimde sürmektedir. Yeğin yağışlar sırasında, fıliş sel özellikli derecikler tarafından polye çukurluğuna doğru taşınarak, polye tabanının verimli alüviyal topraklarını oluşturmaktadır. Bu toprakların büyük bir kesimi, kestirileceği gibi, polye tabanında, güney ve batı kıyısı boyunca yer alan düdenler aracılığı ile yeraltına, sularla akıp gitmektedir.
Tanıtıma verildiği tarih: Nisan, 1976
DEĞİNİLEN BELGELER
Bhımenthal, M.M. 1949, Akseki civarındaki dağlarda boksit zuhuratı, bunların jeolojik durumu ve jenezi hakkında İzahat: Maden Tetkik Arama Enst. Tay., Ankara 66 S.
Güldalı, N., 1970. Karstmorphologische Studlen im Cebiet des Pol-jesystems von Kestel (West-Taurus): Tüblnger Gegr. Studien, H. 40, 104 S.
Louis, H., 1956., Dis Enstehung der Poljen und ihre Stellun? in der Karstabtragımg, auf Grund von Beobachtungen im Taurus: Erd-kunde 10, 33-53.