YAYLACIK
Sabah Saat 08:00 sıralarında , manzarası eşsiz bir yer olan Yaylacık Tepesi’ne çıkmak üzere hazırlıklarımıza başladık. Arkadaşım Abdullah Çatlı ve oğlu Tugay ile birlikte , Tugay’ın fotoğraf çekmeye ilgisinin büyük olması dolayısıyla yanımıza fotoğraf makinamızi’de aldık.
Beraberimizde orada yiyeceğimiz ve içeceğimiz katıklarımızı alarak 1993 model 4x4 Lada Niva arabamla yola çıktık.
Yaylacık Tepesi’ni seçmemizdeki en büyük sebep Akseki’ye 20 km mesafede ve 1999 metre rakımlı tepenin yöreye çok hakim bir tepe olması ve gün batımı manzarasının görüntüsünü izlemekti.
Akseki’den Eski Konya Yolu’ndan İmrahasan mevkiine , oradan da Yaylacık Tepesine hareket ettik. 8.nci km’ye geldiğimizde ,TUGAY ; “Adem abi dururmusun Erik ağacı gördüm burada biraz duralım” demesi üzerin arabamı kenara çektim durdum. "Tugay şimdi erik zamanı değil" dedim. Belliki Tugay’ın Erik ağacı dediği Alınç ağacıymış çünkü mevsim itibarı ile sonbaharda erik olmazdı .Alınç yemek için 15 dakika kadar mola verdikten sonra tekrar yola koyulduk, yaklaşık 10 dakika kadar yürüdükten sonra İmrahasan’a vardık.
Sedir(katıran) ağaçlarının melodisi duyuluyordu.
1525 metre rakımlı İmrahasan’da karşılaştığımız manzara muhteşem ve de görülmeye değerdi.Sedir ağaçlarının rüzgarla birlikte çıkarmış olduğu ıslık sesi , insanın kulaklarına tatlı bir melodi şeklinde geliyordu .Bu eşsiz manzarayı fotoğraf çekerek değerlendikten sonra,geçen yıl açılmış olan yaylacık orman yolundan Yaylacık Tepesi’ne doğru hareket ettik. 4x4 aracımız sayesinde yolların bozuk olması bizi etkilemedi 20 dakikalık dik yokuşlu, çam ,sedir ve ladin ağaçlarının arasından geçerek yaylacık tepesine tırmandık.
Tepeye çıktığımızda 4x4 Lada jip hararet yaptı, su kaynattı. 3-5 dakika sonra zirvede hava sıcaklığı bir hayli düşük olduğundan jipimin harareti de düştü. Yöreye ilk defa geldiğini söyleyen Abdullah ve Tugay , gördükleri eşsiz manzara karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi.
Akseki’de havanın çok sıcak olması dolayısıyla , üstüne yazlıklarını giyen Tugay’ın üşüdüğünü gördüm. Aşırı esintiden dolayı yakında bulunan yangın kulubesine sığındık.
Çok etkileyici manzara.
Gördüğümüz manzarayı tarif etmek imkansızdı. Kısaca elimden geldiğince sizlere anlatmaya çalışayım: Antalya , Manavgat ve deniz sanki uydudan izliyormuşcasına görülmeye değer. Bunu ifade etmek gerçekten çok zor. Bu manzarayı görünce sizlerin de hayretler içinde kalacağınızı ve bu muhteşem manzarayı unutamayacağınızı tahmin ediyorum.Ayrıca Akseki’nin köylerinin büyük bir kısmı da yaylacık tepesinden görünüyordu.. Göktepe Yaylası , Çimi Yaylası , Gidengelmez , Ormana, İbradı’da görünüyor
Çalan telefon sessizligi bozdu.
Bu arada telefonum çaldı. Arayan arkadaşım Hıfsı Tellioğlu idi. Nerde olduğumu sordu, Yaylacık’ta olduğumu söyleyince kendisininde geleceğini söyledi. Aradan bir saat kadar bir zaman geçmişti ki araba sesini duymaya başladım ve hemen karşılamaya gittim. Gelen arkadaşım Hıfsı idi. 4x4 lada arabaları ile gelmişlerdi. Ağabeyi İbrahim ve amcaları Ali Tellioğlu’da vardı. 'Hoş geldiniz' dedikten sonra ilk defa geldikleri hallerinden belli olan İbrahim ve Hıfsı Tellioğlu'nun gördükleri manzara karşısında etkilendikleri, hallerinden apaçık belli oluyordu. Tabi Ali Amca'nın daha önce buraya çıktığı ve tepeye yabancı olmadığı da gözümden kaçmadı. Ali Amcaya Yaylacık'a en son ne zaman çıktığını sorduğumda şu cevabı verdi: “Ben buraya en son 30 yıl önce yani 1978 yılında çıkmıştım. Şu gördüğünüz Yangın kulesinin ve kuyu’nun yapımında annemin ve babamın da çok emekleri var . Ta Akseki’den yayan gelerek İmece usulü yapmışlar burayı. Eskiden bu kadar arabamı vardı. Yayan gelmişler ta aşağıdan sırtlarında çimento ve kum çekerek. Balyozla kürsü ile kuyu yapmışlar ta bu tepeye”diyen Ali Amca sözlerine şöyle devam etti. “Şimdi nerde. Ne imece kaldı ne birlik beraberlik, şimdi paranla bile yaptırmak zorlaştı bu işleri”diyen Ali Amca'nın boğazının düğümlendiği ,gözlerinin dolduğu gözümden kaçmadı.Ali Amca ihtiyardı. Bastonunuda almamış yanına. Hıfsı ve ben koluna geçerek yangın kulesinin yanına kadar çıkardık Ali Amcayı .
Meşe kömüründe çay
Bu arada Yaylacık kulesinda görevli Mesut Erdoğan, daha önce yanımızda getirdiğimiz yiyecekleri, Abdullah Çatlı ile beraber hazırlamışlar, hep beraber yemegimizi de yedikten sonra ,Meşe kömüründe demlediğimiz kara çaydanlığımızdaki çayı, Bu eşsiz manzara eşliğinde içmenin keyfini yaşadık.
Aslında bu gezinti hakkında yazacak ve de anlatacak o kadar çok şey var ki , inanın ki buna sayfalar yetmez. Gelip görmenizi tavsiye ederek , Akseki’mizin bu muhteşem doğa harikası Yaylacık Tepesi’nde gerçekleştirdiğimiz tatil günümüzü sizinle paylaşmak istedim.
Diğer gezi yazımda Göktepe Yaylası’nda gerçekleştirdiğimiz anılarımızı sizinle paylaşacağım.
Saygılarımla..